Ara da bir...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Yazan:
Nadir Yıldırım
-
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Bir pazarlamacı
satışını yaptığı ürüne, müşterisinin dokunuşuyla birlikte satış için bir zafer
kazanmış demektir. Ürüne göz ucuyla da olsa dokunan, potansiyel ilgili satın
alacak müşteridir. Pazarlamacının satış oranı, satışa sunduğu ürününe
gösterilen “dokunuşla” doğru orantılıdır.
Bu yazı, sihirli
pazarlama teknikleri, iknanın kısa yolları, zengin olmanın sihirli değneğini
pazarlama hakkında değildir. Zaten böyle sihirli bir değnek henüz icat edilmedi.
Ama var olma ihtimali, sizin kısa yoldan zengin olma ümidiniz arasındaki
“dokunma” mesafesi ile aynı aralıkta, bir hayal olarak bekliyor. Daha da ilginç
olanı dünya zenginlerinin ilk 10’unda da böyle bir değneğin hala olmayışı da
bir başka gerçek. Alaattin’in Sihirli Lambası ise sadece bir masal ve acı
gerçek bu…
Bir diğer gerçek masum
görünen bu masalın, bir kaç insanın masal inancının ötesine geçerek, toplumsal
bir yaygınlığa ulaşarak, liyakat gibi toplumun bel kemiği olan “işin ehline ve
hak edene verilmesi” ilkesini yerle ile yeksan edecek derece tehlike arz eden
bir durum haline gelmesidir.
Diğer bir başka gerçek
de bireylerin, makam, mevki, statü, pozisyon, iş, kazanç, kâr, not, puan için
sürekli “sihirli” bir elin duruma müdahil olmasını isteyerek gerçek emeği ve
hak edişi, kul hakkını, helal kazancı bir yana itip, aynı amaç için yürüyenler
arasından daha gayretli bir çaba ile öne geçmek gerektiğini düşünmeden, sırtına
“torpil” takılmasını isteme cüretini göstermesidir. Haksız ve yersiz elde edilen
her kazancın onu sağlayanlar ve bundan yararlananlar için bir bedeli vardır. Bu
bedel bazen bireye bazen de topluma fatura edilir.
Son acı gerçek de bu
“torpilin” bedelini zamanı geldiğinde ödemek zorunda kalacağı “iblisle” yapılan
bir anlaşma olduğu gerçeğidir. Bu durumun sonuçlarını 15 Temmuz’da “İblisin”
diyet borcunu tahsildarları FETÖ namlı ucube ihanet şebekesinin satılmış
ruhlarının devlete, millete, bayrağa, Türkiye’ye ihanetidir.
Kötülük, adaletsizlik,
haksızlık, hukuksuzluk, rüşvet, haksız kazanç, hak edilmemiş her tür yarar,
hile ve ihanet pazarındaki yükselişin günahına, bunları pazarlayan(lar) kadar,
pazarlanan bu duruma ilgi gösteren, ona göz ucuyla dahi olsa “dokunan(lar)” da
aynı derece ortaktır. Çünkü pazarlamacının sattığına “dokunuş”, onun ürünün
değerli ve satışının artmasına neden olacaktır.
Şu halde bu pazarda,
hakkaniyetle, ilkeli, adil, helal, hak edilmiş kazanca olan ilgi ve bunların
gerçekleştirilmesi için gösterilen çaba hem “Hak” hem de “Halk” divanında
eksiksiz karşılık bulacaktır. Bugün bütün insanlığın hangi pazarda alınıp
satılacağına karar veren biziz. Yarın pazarda karşımıza çıkacak şey dün ilgi
gösterdiğimiz ve dokunduğumuz pazardaki ürünler olacaktır.
İblisin zehirli ölümcül
ısırıklarına karşı insanlığı koruyacak olan zırh, Türkiye’nin medeniyet
mefkûresi iddiasını gerçekleştirmek için yola çıkanlarca kuşanılması gereken;
Adalet, Liyakat, Helal Kazanç, Hak Edilmiş Kazanç, Azim, Çalışma Ahlakı ve
Etik, Eğitim, Üretkenlik, Sanat, Milli Ruh ve Milli Duruş, Evrensel Zekâ, Sadakat,
İnsan Sevgisi, Cesaret, Kanaat zırhıdır.
Yılanla sabahlayan,
onun ölümcül busesi ile uyanır.